Yöresel Maniler

Karanfil ezenim yok
Ezip de süzenim yok
Çöl alası Kelkit’te’
Salınıp gezenim yok

Mektup yazdım bilesin
Okuya da gülesin
Bu mektubun hayrına
Durmaya da gelesin

Kuşburnu kurutmadım
Yar seni unutmadım
Yar askere giderken
Gözyaşı kurutmadım

Yazı yabansız olmaz
Ökçe tabansız olmaz’
Kız küsme darılma
Sürü çobansız olmaz

Mani maniyi eyler
Maniyi okur beyler
Manide de vefa yok
O da bir gönül eyler

Mezarımı uca koyun
Kaldırın tuca koyun
Ben muratsız giderim
Üstüme baca koyun

Mani maniye geldim
Kuymak yemeye geldim
Kuymak ellerin olsun
Yari görmeye geldim

Karşı dağda kuşburnu
Meyve verir kış günü
Hiç ayrılık olur mu
Zemheri ayı, kış günü

Dağlarda kar kalmadı
Yüreklerde fer kalmadı
Daha çok yazacaktım
Mektupta yer kalmadı

Kuşburnu pirlenir mi
Dibi süpürlenir mi
Küçükten yar sevenin
Mendili kirlenir mi

Kelkit’in altı bağlar
Bağrýnda bülbül var
Kızlar gelin giderken
Analar durmaz ağlar

Yılana bak yılana
Kıvrım kıvrım dolana
Yitirdim sevdiğimi
Bin altın var bulana

Gökte yıldız yüz atmış
Kaşına kara katmış
Kurban olam mevlaya
Seni ne güzel yaratmış

Oğlan adýn Ali’ dir
Boyun kavak dalıdır
Gel sarılak, gel yatak
Kuru yerler halıdır

Bahçede gezme yarim
Bağrımı ezme yarim
Beni sana vermezler
Boşuna gezme yarim

Meni meni hu meni
Çukurda koydun beni
Dölbentini kefen et
Gülsuyuyla yu beni

Gümüşhane evrülesün
Çark ola çevrülesün
Yar içinden çıkınca
Yan yere devrülesün

Altın yüzük var benim
Parmağıma dar benim
Şu Kelkit’in içinde
Orta boylu yar benim

Kelkit’in yolları çizi
Yarama, bastılar tuzu
Kusura bakma gelemem
Sana emmimin kızı

Bisikletle gezersin
Karıncayı ezersin
Haçan benden güzelsin
Niye bekar gezersin

Mavi boncuk boğazda
Bir yarim var Sivas’ta
Allah bizi kavuşturur
İlkbaharda, kirazda

Karşıda koyun kuzu
Kuzuya verin tuzu
Annem beni neylesin
Yannda oğlu kızı

Oy İsmail ismail
İsmine oldum mail
Babam sana kız vermez
İster öl, ister bayıl

Ekin ektim düzlere
Yetirmedim öküzlere
Yedi yıl hizmet ettim
Kara gözlü kızlara
Bacadan sesin aldım
Dolandım fesin aldım
Bir kadının dört oğlu
Beğendim hasın aldım

Eğil reyhanım
Doğrul fidanım
Buraya mı geldin
Evler yıkanım

Evimizin onu harman
Harmanda okunur ferman
Benim bu derdime
Bulunmaz derman

Daldan dala kuş öter
Kanadında gümüş var
Gitti oğul gelmedi
Elbet bunda bir iş var

Gün dalından kuş uçtu
Mendilim suya düştü
Sen orada, ben burda
Ayrılık bize düştü
Merdivenim kırk ayak
Kırkına verdim dayak
Dediler yarin geldi
Seğirttim yalın ayak

İğne attım kuruna
El değmeyin durula
Yarime yar diyen
Sol göğsünden vurula

Oğul oğul has oğul
İpek getür sat oğul
Eller kırka vermiyor
Sen yetmişe sat oğul

Armudun dibi kenar
Yanar yüreğim yanar
Verseler yari bana
Derler yağmur da kanar

Tüfeğim allı pullu
Ben almam dulu mulu
Alırsam kız alırım
Yazması allı pullu

Meniden mestim oğlan
Küçükten dostum oğlan
Çek elini elimden
Ben sana küstüm oğlan

Maniyi baştan söyle
Kalemden kaştan söyle
Karnýmýn açlığı var
Ekmekten aştan söyle

O dağın ardı meşe
Bu dağın ardı meşe
Yarime yar diyenin
Evine şivan düşe

Oğlan heyben var mıdır
İçi dolu nar mıdır
Bana bakan bulunmaz
Sana bakan var mıdır

Mercimek ektim kile kite
Doldurdum sile sile
Yari gurbete saldım
Yüzüne güle güle

Armut dalda, dal yerde
Bülbül öter her yerde
Felek bizi ayırmış
Her birimiz bir yerde

Bacada altın direk
Suyu nerden indirek
Kuşlar dile gelmiyor
Yare selam gönderek

Baca başı pıtırak
Gel aşağı oturak
Oturmadan ne çıkar
Gelin alak kurtulak

Karşıda kara kedi
Ağzında keklik eti
Verin yarimi bana
Yakarım memleketi

Gittim arpa biçmeye
Eğildim su içmeye
Dediler yarin gelmiş
Kanat gerdirn uçmaya

Bu tarla sulu tarla
Parla gül yüzlüm parla
Yakından görüşemedik
Uzaktan mendil salla

Yazıya yaban derler
Ökçeye taban derler
Kız küsme darılma
Nişanlıya çoban derler

Evin önünde pınar
Kolumu soksam donar
Sağ kulağım sızlıyor
Acep yar mı anar

Mektup vazdım köşeli
İçi güller döşeli
Yana yana kül oldum
Senden ayrı düşeli

Mektup yazdım yaz idi
Kalemim beyaz idi
Daha çok yazacaktım
Mürekkebim az idi

Bir at aldım güzün
Yalı kuyruğundan uzun
Dostuna güvenme
Yolda kalırsın kuzum

Koyunu koyun gelsin
Yününü yolun gelsin
Bütün yollar sizin olsun
Yarimi koyun gelsin

Bacada durma yiğit
Bıyığını burma yiğit
Babam sana kız vermez
Orada durma yiğit

Göğer bostanım göğer
Su gelir bendi döver
Küçükten yetim kaldım
Her gelen beni döğer

Ispanağı haşladım
Doldurmaya başladım
Dediler yarin asker
Ağlamaya başladım

Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

Al perde, yeşil perde
Uğrattın beni derde
Ben bu dertten ölürsem
Nasıl yatarım yerde

Makas mıhtan asılı
Abrukalar kesili
Ben yarime ne derim
Hafta başı küsülü

Camilerden hu gelir
Çeşmelerden su gelir
Önümüzde karlı dağa
Elimizden ne gelir

Karpuz kestim yiyen yok
Niye kestim diyen yok
Su Kelkit’in içinde
Halimden anlayan yok

Mehrnet gelir merdinden
Mereklerin ardından
Bir cift kız döğüşüyor
Bir mehmetin derdinden

Mendilimin al yanı
Söyle canımın canı
Yüze gülen çok olur
Kalpten seveni tanı

Sarı çitin düğümü
Unuttum bildiğimi
Ölürüm öldürürüm
Alırım sevdiğimi

Karşıdan atlı geçti
Nalını parlattı geçti
Ellere selam verdi
Beni ağlattı geçti

Kahve piştiği yerde
Pişip taştığı yerde
Güzel çirkin aranmaz
Gönül düştüğü yerde

Dağları aşam dedim
Aşam ulaşam dedim
Bir vefasız yar için
Aleme paşam dedim

Karşıdan gelenlere
Gaz koydum fenerlere
Anam beni verecek
Askerden gelenlere
Bahçeye gel göreyim
El uzat gül vereyim
Aramız uzak oldu
Seni nerde göreyim

Karanfilsin, tarçınsın
Niye böyle hırçınsın
Ne büyüksün, ne küçük
İşte benim harcımsın
Al alma dört olaydı
Yiyene dert olaydı
Bu almanın sahibi
Sözüne mert olaydı

Karşıda koyun kuzu
Kıvrık kıvrım boynuzu
Malına tamah etme
Ver sevdiğine kızı

Fırın üstünde kürek
İşanet ettin yürek
Her derde dayandın
Buna da dayan yürek

Dağlar dağladı beni
Gören ağladı beni
Feleğin bir kuşu var
İpsiz bağladı beni
Al almayı dişledim
Sapını gümüşledim
Herkes geldi vermedim
Yar geldi bağışladım

Karanfil olacaksın
Sararıp solacaksın
Ben müftüye danıştım
Sen benim olacaksın

Portakal dilim dilim
Gel otur gonca gülüm
Ne dedim niye küstün
Lal olsun ağzım dilim